Dikkat!
Baktığınız haber ögesi eski web sitesi formatındadır. Bazı tarayıcı sürümlerinde gösterim sorunları olabilir.

Kapat

İngiliz Zırhlı Jipi, 1. Bölüm

Bu makalede, Topluluk Gönüllüsü ‘Listy’ Universal Carrier'ı inceliyor.

Universal Carrier, savaş döneminin en başarılı araçlarından biriydi. Sadece Carden Loyd tankları ve FT-17 ailesi daha fazla başarı elde etti. Üretilen 113.000 araçla, aynı zamanda tarihin gelmiş geçmiş en fazla üretilen savaş aracıdır. Üretimi beş ülkede gerçekleşti. Carrier, yaklaşık 30 yıl boyunca dünyanın neredeyse her köşesinde ve dünyanın neredeyse her ordusunda (hatta bazı isyancıların elinde) çarpıştı. Hatta, tasarımı II. Dünya Savaşı sırasında Cingoletta 2800 için İtalyanlar tarafından kopyalandı.

Carrier aynı zamanda World of Tanks'de de Kademe II İngiliz tank avcısı olarak yer alıyor. Biz de yakından incelemeye karar verdik.

 

Carrier Ailesi

1930'ların ortasında, Vickers Armstrong D50'yi geliştirdi. Bir Vickers AMT (ağır makineli tüfek) taşıyabilen ve zırhının altından ateş edebilen, hafif paletli bir araçtı. D50'de ayrıca bir yük alanı ve top mürettebatı koltuğu, makineli tüfek tripodu ve farklı sarf malzemeleri bulunuyordu.

 
Alt Başlık: 138 VAD 50, Vickers-Armstrong’un orijinal savaşçı çekicisi, tüm Bren ve Universal Carrier’ların atası.

İngiliz ordusu buna ilgi gösterdi ve test için bir prototip aldı.
Raporlarında araç üzerinde birkaç değişiklik önerdiler; ancak temel konsept ve tasarımı aynı kaldı. Daha sonra ordu 1936 yılında test amaçlı olarak modifiye edilmiş on üç araç daha istedi. Bu yılın sonlarında, bir tam üretim siparişi verildi ve araç Orta Makineli Tüfek Taşıyıcı oldu

 

Tasarımın kullanışlılığını gören ordu, Orta Makineli Tüfek Taşıyıcının birkaç sürümünü geliştirmeye ve test etmeye başladı. Sonunda, altı tasarım inşa edildi. Makineli Tüfek Taşıyıcının yanı sıra şu sürümler de geliştirildi:

 

İzci Carrier


(Önde İzci Carrier, arkada da MMG Carrier)

Bu, zırhlı birliklerde telsiz aracı olarak kullanıldı. Makineli Tüfek Taşıyıcıya çok benziyordu ancak temel farkı kablosuz telsiz ve kulaklıklarıydı.

 

Cavalry Carrier

Bu, arkada birkaç askerin içe dönük olarak oturabileceği koltuklar içeriyordu. Cavalry birliklerine, çarpışmalara piyade taşıma imkanı sağladı. Ancak, alçak kenarları ve yüksek koltuk pozisyonları askerleri düşman ateşine mâruz bırakıyordu.

 

Bren Gun Carrier

Bu araç, bir Bren top veya Boys tüfek ve silah mürettebatı için zırhlı nakliye aracı işlevi görüyordu. Aracın arkasında, üçüncü bir asker için küçük bir zırhlı kabin bulunuyordu. Silah araçtan ateşlenebiliyor veya sökülebiliyordu. Taşıyıcı ve silah timleri, mobil yedek kuvvet ve arka muhafız olarak kullanılabiliyordu. Ayrıca Carrier'in manevra kabiliyeti ve zırhını kullanarak hızla topçu timine yetişip topçu timinin normalde sahip olamayacağı korumayı sağlayarak düşman hatlarını vurmak için de kullanılabiliyordu.

 

Tank Avcısı Carrier

Bu, oyunda bulunan bir araç değildir. Savaştan hemen önce, ordu kabin gövdeli bir makine test ediyordu. Gövde Universal Carrier'a büyük benzerlik gösteriyordu ancak sürücü ve komutanın konumlarının üstü kapalıydı. Motor kabininde, 2 Pound'luk bir top içeren yarı döner bir kalkan vardı. Ancak, belli nedenlerden dolayı, araç asla fiilen kullanılmadı.

 

Topçu Gözetleme Post Carrier

Telefon ve telsiz ekipmanı taşıyabilen ve kurabilen modifiye bir İzci Carrier. Subayın topçulara konum bildirirken zırh arkasında kalmasını sağlamak amacıyla, silahın önü dürbün kullanılabilecek şekilde değiştirilmişti.

 

Cepheye Gidenler

2-Pounder Carrier dışındaki 5 modelin tamamı, Fransa'da İngiliz Sefer Birlikleri (BEF) tarafından kullanıldı. Scout ve Bren Gun Carrier'lar, Kuzey Afrika harekatının erken aşamalarında da kullanıldı. Çoğu hedefe ulaşmaya çalışırken ve Dunkirk kıyılarında yok edildi.

Bunlar bir şekilde şans getiren kayıplardı. Savaştan önce, ordu beş sürümün tamamının yerini alacak bir araç arayışındaydı. 1939'da, Universal Carrier fikri doğdu.
Universal Carrier, kabinli gölgesi ve ortaya monte motoruyla büyük ölçüde 2-Pounder taşıyıcıya benziyordu. Ancak, topçu ve sürücü üzerindeki tavanın kaldırılması gibi çeşitli farkları da vardı. Bunlardan birkaç tanesi Fransa'da kullanıldı.

Hepimizin görünce tanıdığı model, bu tasarımdı.


(Universal Carrier'a monte edilen erken dönem lav silahlarından biri)

Universal Carrier'a sık sık yanlış şekilde “Bren Gun Carrier” da denir. Bu, büyük ihtimalle taşıyıcıların çoğunu kullanan ve ilk görevlerinde Bren Gun Carrier'ın ilk sürümlerini kullanan askerlerden kaynaklanıyordu.
İngiliz ve Birleşik Krallık ordularındaki askerlerin çoğunda on taşıyıcıdan oluşan bir müfreze bulunuyordu. Savaşın devamında, bu sayı on üçe çıktı. Bren toplara ve yaklaşık üçte biri de Boys tüfeklere sahipti (Bunların yerini daha sonra Projektörlü Piyade Anti-Tank silahlar (PIAT) aldı). Talebi karşılayabilmek için, Carrier'lar Kanada, Avustrayla, Yeni Zelanda ve Birleşik Devletler'de üretildi. Birleşik Devletler'de, T-16 adı verilen biraz daha büyük bir sürümü de üretildi.

Carrier'lar, İngiliz kuvvetlerine hizmet etmenin yanı sıra Sovyetler Birliği'ne de verildi ve kullanıldı.

 Almanya, ele geçirdiği araçları, çoğunlukla kundağı motorlu silah olarak kullanmayı denedi. Ele geçirilen bu taşıyıcılara FLAK-38 ve PAK-36'lar monte edildiğine dair görsel deliller mevcuttur. Bunu ayrıca Panzerfaust ve Panzershreck kuşanmış tank avcısı timlerini nakliye aracı olarak da kullandılar.

ABD Piyade Birliği Universal Carrier'ları Guadalcanal'da kullanırken ABD Ordusu da bunları Filipinler'de kullandı. Bu araçları nasıl elde ettikleri hala bir muammadır; çünkü bu araçlardan hiçbiri kendilerine resmi olarak verilmemişti. Filipinler'de, Japonların Hong Kong'u ele geçirmesinin ardından şehre doğru gelen bir yük gemisi yolundan çevrildi. Filipinler'e vardı ve yükü de adaların savunması için ABD Ordusu'na teslim edildi. Bu yük, on altı Carrier içeriyordu.
Guadalcanal'daki ABD Piyade Birliklerinin bunları nereden bulduğunu öğrenmek ise biraz daha zor ve geçerli kayıtlar bir türlü bulunamıyor. Bazı tarihçiler Piyadelerin Avustralya'da bulunduğunu iddia ederken burada birkaç araçla karşılaşıp ele geçirmiş olabileceklerini düşünüyor.

Carrier'ın asla aşamadığı en büyük sorunlardan birisi, piyade komutanlarının "zırhlı" kelimesini duyar duymaz bunun bir "tank" olduğunu düşünmesiydi. Çoğunlukla taarruz araçları olarak kullanıldılar. Bu, muhtemelen Carrier'ların uygun olmadığı tek görevdi. Çoğu zaman düşman tank avcısı silahlarıyla kolayca avlandılar. Ancak, farklı amaçlarla kullanılan Carrier'lar görevlerini başarıyla yerine getirerek iyi bir savunma ve destek sağlayıp müfrezelerin tüm nakliye ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu.

 

Universal Carrier'ın neler yapıp yapamayacağını öğrenmek için bir sonraki makalemizi de kaçırmayın. Sizce en zekice kullanımı ne şekilde olabilir? Aklınızdaki ne kadar yaratıcı olursa olsun, muhtemelen gerçekleştirilmiş birbirinden ilginç projelerin yanına bile yaklaşamayacak…

Kapat